|
|
|
|
KARTALIN OĞLU: SULTAN CEM
Osmanlı İmparatorluğu yaklaşık 600 yıllık varlığı süresince Eski Dünya kıtaları üzerinde büyük ve önemli izler bırakmıştır. Tarihin akışını derinden etkileyen olay ise İstanbulun fethi ile Doğu Romanın tarihe karışmasıdır. Böylece Avrupada Ortaçağ sona erip Yeni çağ başlarken, Osmanlıda da yükseliş dönemi başlamıştır. Bu yükselişin mimarı İstanbulun Fatihi 2. Mehmed olmuş, o da silinmeyecek şekilde Dünya ve Türk tarihine damgasını vurmuştur. Hükümdarlığı sırasında hem batıda hem doğuda ismi çekinilerek telaffuz edilen Fatih İstanbulun mirası üzerinde yeni bir imparatorluğun aynı zamanda büyük bir kültürün de temellerini atmıştır. Bilim, sanat, mimari, askerlik gibi birçok alanda büyük ilerlemelerin yaşandığı Yükselme Dönemi Fatihin ölümüyle trajik bir kırılma noktasına tanık olmuştur. Fatihin ölümünden sonra İmparatorluk
iki oğlu Bayezid ve küçük kardeşi Cem arasındaki taht mücadelesine
tanık olmuştur. Bu taht mücadelesinde kaybeden tarafın Cem olması
Türk tarihindeki bu kırılma noktasını teşkil
etmektedir. Anadolu topraklarındaki mücadeleyi kaybeden Cem, layık
olduğunu düşündüğü tahtı ele geçirmek yolunda acı,
hasret, pişmanlık ve umutla dolu; önceleri konuk sonraları
tutsak olduğu bir yolculuğa çıkmıştır. Rodosta başlayıp
Napolide sona eren Avrupa yolculuğu sırasında döneminin önemli
kişilikleriyle de tanışmıştır. Cemin hayatı
Avrupalıların vicdanında hep onulmaz bir yara olarak, tarihçilerin
dimağında ise tahtı ele geçirse neler olacağı
cevaplanamayan bir soru olarak kalmıştır. Sahip olduğu üstün
özellikleriyle ağabeyinden her bakımdan üstün olduğu tüm
tarihçilerin ortak fikridir. Fatihin başlattığı birçok
girişim yarıda kalmış, böylece daha yükselme devrindeyken
ilerde yaşanacak sorunların tohumları da atılmıştır.
Cemin padişah olması halinde devletin ve Türk milletinin tarihinin
çok farklı olacağı kesindir. Arka planda bu iki kardeşin mücadelesini
aktaran bir film senaryosu, sadece bu dönemi değil tüm Türk tarihini de
daha iyi algılamamızı sağlayacaktır. Bu proje
Fatihin oğlu Cemin bir şehzade, bir şair, bir sürgün, bir
Türk ve Müslüman olarak hayatını anlatırken, diğer yandan
dönemin devletleri ve devlet adamları arasında Cemin Hayatı
için yapılan pazarlıkları, görüşmeleri eksen alarak bir dönemin
Avrupa ve Türk tarihine de değişik açılardan bakmayı amaçlamaktadır. Şüphesiz tarihi yeniden okumak günümüze
de ışık tutmaktadır. Kaderin bir cilvesiyle vatanından
uzak düşen ve vatan kavramını Namık Kemalden yüzlerce
yıl önce şiirlerine taşıyan Cem Sultan, sürgün hayatı
yaşamak zorunda kalan birçok aydınımızın ilk örneğidir
belki de. Batılı güçlerin sözlerine kanarak sonu belirsiz bir
maceraya atılan, zamanla Avrupanın gerçek yüzünü gören ve
hatalarının da farkına varan Cem büyük özlem duyduğu
vatanına zarar vermekten kaçınmıştır. Taht uğruna
giriştiği bu çileli yıllar boyunca inandıklarından
asla ödün vermemiş, Türklüğü ve Müslümanlığıyla
daima övünmüş, dinini değiştirmesi karşılığında
sınırsız vaatlerde bulunan Avrupalı liderlerin karşısında
geri adım atmamıştır. Cemin tarihi kişiliği, içine
düştüğü entrika ve yalan dolu koşullar ve yaşadıkları
günümüz koşullarını yeniden yorumlarken ibret verici dersler
taşımaktadır. Tarihimiz başka ülkelerde yaşamını
sürdüren birçok aydının hikayeleriyle doludur. Bu tarihsel
hikayenin bize onları da hatırlatması kaçınılmazdır.
Amaçlarımızdan biri de budur elbette. Halen Türkiyeden uzakta
Avrupa topraklarında yaşayan pek çok aydınımız
mevcuttur. Kimileri kimliklerinden uzaklaşarak ülkelerine cephe almış,
neredeyse Batılı güçlerin oyuncağı haline gelmiştir.
Hatta bunların bazıları Türkiye sınırları içinde
yaşamasına rağmen Avrupalılara yakın durmaktadır.
Kimileri ise tıpkı Cem gibi değerlerinden ödün vermeden ve
vatanlarına ihanet etmeyi reddederek kendilerine sunulan zenginlikleri
ellerinin tersiyle itmişlerdir. Bu proje Sultan Ceme ve onun gibi
vatansever aydınlara ithaf edilmiştir. |